1 Ayet 1 Hadis
Takvim
Hava Durumu
Ersin ERYILMAZ
erer23@mynet.com
Hani Söz Vermiştik?...
31/10/2011

Hani, sözümüz vardı. Sözün bir köz gibi yürekleri dağladığı günlerde…

Hak söz üzerine kurulu cümlelerimiz vardı. Belki keskin ama dosdoğru.Söz sorumluluktu. Ağırlığı belimizi çatırdattıkça yüreğimize haz veren bir sorumluluk…Yüreklerimizin o hoş lezzeti tatmasından mıydı yoksa toyluğumuzdan mı bilemiyorum, ama ağzımızdan çıkan sözler en az ideallerimiz kadar büyüktü.İdeallerimize dair fikirlerimiz tartışılmazdı neredeyse. O kadar emindik sözlerimizden. Ve en az o kadar özgüvenliydik. Bizi yanımızda olanla sevindirecek kadar tehlikeli bir güvenle güvenirdik kendimize. Farkımız vardı. Ve bizler bunun çok iyi farkındaydık. Sıradanlaşmanın bilinci körelten bir afet olduğunu bildiğimizden, geleneğin güvenli limanlarını terk ederek bilgiye dayalı bir bilinçlenmenin dalgalı ummanlarına açılmaktan perva etmedik. Sinemize vuran her dalga bilincimizi biledi. Ezber bozmanın tüm zorluklarına severek göğüs gerdik. Bilginin yükünü taşıyamadık belki, bazen haddimizi aştık. Ama aşkımız, halis niyetimiz, samimiyetimiz hatalarımızdan daha büyüktü; kusurlarımızı örttü. İnancımız vardı. Ve ideallerimizi, yaslandığımız duvarın arkasındaymış gibi yakın hissettiren heyecanımız… Bu aşkla ortaya konmuş bir iddiaya sahiptik; bedenlerimiz cana, kalplerimiz imana sahip oldukça bir hak davetçisi olarak yaşayacaktık. Sonra söz bitti.İddia eden imtihan edilir imiş meğer! Yanlışlarımızı doğrultacak, haddimizi bildirecek, karşımızdaki dev aynalarını tuz-buz edecek, kavlimizi leyyin kılacak, bizi idealizmin hayal âleminden realizmin mücadele alanına çekecek bir şefkat tokadı yedik. Sarsılmamız gerekirken birçoğumuz savrulduk! Şaşırdık! Bir rüyadan uyanmış gibi… Hayalden gerçeğe toslamış gibi.Bu şaşkınlık, şaşırtıcı şekilde çok uzun sürdü. Öyle ki birçoğumuz aşkımızı yitirdik. Ve heyecanımızı, özgüvenimizi… Hatta sorumluluk bilincimizi… Dengemizi yitirdik! Ayaklarımızı yere basmamız gerekirken birçoğumuzun ayakları askıda kaldı. Oysa biz yürümesek de hayat tüm hızıyla ayaklarımızın altından akmaya devam ediyor. Ömrümüz, buz satıcısının sermayesi gibi hiç durmadan eriyor. Her an imtihan ediliyoruz, umursamaz davransak da. Sözünü etmeye fırsatımız veya yüzümüz olmasa da bildiklerimiz, hesabı sorulacak bir dava yükü olarak hafızalarımızda saklı duruyor. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” sualinin cevabını bilenler, bilmenin sorumluluğundan kaçılamayacağını da çok iyi bilmektedirler.Bilincin mukaddes yükünü yere bırakmak gibi bir lüksü yoktur bilenin! Şaşkınlığın fetretinde sırtımız ne kadar alışsa da televizyon karşısındaki sıcacık kanepeye, yatmaya hakkımız yok! ‘Vahyin muhatabıyız’ sözünün sahipleri olarak, tıkayamayız kulaklarımızı vahyin sesine:“Ey örtüsüne bürünenKalk ve uyar!Rabbini tekbir et.Elbiseni temizle.Pislikten kaçın.Yaptığın iyiliği çok görme.Rabbin için sabret.Sûr'a üflendiği zaman,İşte o gün zor bir gündür.” (Müddessir:1…9) Vahyin soluğu bugün diriltmiyorsa bizi, eyvahlar olsun! Bugün kalkmazsak eğer, kalkış  (kıyamet) gününde halimiz nice olur? Vahyin sesiyle dirilmeyenler için Sûr’un sesiyle diriltileceği gün çok zor bir gündür! Ne oldu bize? Bu sıradanlaşmışlık, bu güvensizlik, bu aymazlık, bu umursamazlık, bu sorumsuzluk, bu rahata düşkünlük ve görevden kaçış nereye kadar? “İman edenlerin Allah'ı anma ve haktan inen sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.” (Hadid/16) Hani söz vermiştik?...


2041 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Fitne Ateşi - 01/09/2015
“İnsanların ellerinin kazandıklarından dolayı karada ve denizde fesat çıktı. Umulur ki dönerler diye, (Allah) yaptıklarının bazılarını böylece onlara tattırmaktadır.” (Rum-41)
Ne Oldu Bize? - 14/01/2014
Ne Oldu Bize?
Besmeleli Yaşamda Laikliğe Yer Yoktur! * - 06/01/2012
Besmele (Allah’ın adı ile başlamak), tek başına hayatı ibadet kılmaya muktedir olan bir İslami prensiptir.