1 Ayet 1 Hadis
Takvim
Hava Durumu
Neden Yoldaki İşaretler?

Bugün insanlık bir cehennemin kenarında bulunmaktadır… Bu hal, başının üstünde asılı duran yok oluş tehdidinden değildir… Bu, bir hastalık belirtisidir ama hastalığın kendisi değildir. Gerçek sebep, insan hayatının, gölgesinde sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişebileceği değerlerin iflas etmesidir. İnsanlığa verebileceği hiç bir değeri kalmayan batı dünyasında bu durum oldukça belirgindir.

O batı dünyası ki, iflas noktasına varan tükenmişlikten sonra, kendi varlığını kendisine bile ikna edecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Yavaş yavaş, doğu bloku sistemlerim, özellikle komünizm olarak adlandırılan ekonomik sistemleri ödünç almaya, iktibas etmeye başlamıştır.
Doğu blokunda da durum aynıdır. Marksizmin ilk dönemlerinde hem doğuda hem de batıda inanç özelliği taşıdığı zannıyla büyük bir kitleyi cezbeden sosyal teoriler de bu kategoridedir. Marksizm fikir bazında hissedilir bir şekilde gerilemiştir. O kadar ki, neredeyse kendi ilkelerinden uzaklaşmış, mevcut olan devlet ve kurumlarına münhasır bir hal almıştır. Marksizm ve benzeri sistemler, insan fıtratının yapısı ve gerekleriyle çatışırlar. Bu nedenle ancak bozuk bir ortamda veya uzun süren baskıcı bir rejimin bulunduğu toplumlarda kabul görürler. Ancak Marksist toplumlarda da ekonomik iflas başlamış bulunmaktadır.
Bu gün sosyalist rejimlerin süperi olarak görülen Sovyetlerde Çarlık devrinde bile gelişen tarım hayatı tamamen verimsizleşmiştir. Sovyetler artık buğday ve diğer gıda maddelerini ithal etmektedir. Kolhozlarda uygulanan insanın fıtratıyla çatışan rejimin iflasından dolayı yiyecek ve giyecek almak için altın olarak hazinede ne varsa satmakta olan Rusya’nın içinde bulunduğu ve her geçen gün daha da kötüleşen durumu budur.
İnsanlık için yeni bir yönetim biçimi zorunludur. Artık batılı insanın, insanlığa önderliği son bulmak üzeredir. Bu, batı uygarlığının maddî olarak iflas etmesinden ya da ekonomik veya askeri güç olarak zayıflamasından değildir. Bu, batı sisteminin fonksiyonunun bitmesindendir. Onun, yönetimde kalmasını sağlayacak bir değerler bütünü yoktur.
Maddî alanda, Avrupa dehasının ulaştığı uygarlık düzeyini ayakta tutacak, onu geliştirecek; aynı zamanda, insanlığın tanıdığı değerlerle mukayese ederek; yeni, ciddi, bütüncül bir değerler sistemini, köklü, dinamik ve gerçekçi bir yöntemle insanlığa sunacak bir yönetim zorunludur.
İşte bu değerleri, bu yöntemi elinde bulunduran sadece ve sadece İslâm’dır.
Bilimsel gelişmeler devrini tamamlamıştır. Bu devir, Rönesansın doğup başladığı m. 16. asır ile zirveye ulaştığı m. 18. ve 19. asırlardır. Artık vereceği yeni bir şey yoktur.
Yine aynı zaman diliminde ortaya çıkan vatancılık, ulusçuluk, bölgesel birliktelikler de süresini doldurmuştur. Onların da verecekleri bir şey kalmamıştır.
Daha sonra, bireyci ve toplumcu sistemler de başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Artık, sıra İslâm’a gelmiştir. İnsanlığın en zor, en şaşkın, en çalkantılı olduğu bir zamanda gelmiştir; “Ümmet” dönemi… Yeryüzünde maddî kalkınmayı inkar etmeyen İslâm’ın dönemi… Çünkü İslâm yeryüzü hilafetinin insana Allah tarafından tevdi edilmesinden bu yana, maddî alanda gelişme göstermeyi; insanın ilk görevlerinden biri kabul etmektedir. Bunu, belirli şartlar altında; Allah’a ibadet etmek, insanın varoluş amacını gerçekleştirmek olarak görür.
“Rabbin meleklere, ‘ben yeryüzünde’bir halife yaratacağım’dediğinde…” (Bakara,30)
“İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zaiyat, 56)
Allah İslâm ümmetini insanlar arasından hangi amaç için seçerek yarattıysa, bu gayeyi gerçekleştirecek olan Ümmetin dönemi başlamıştır.
“Siz insanlar için ortaya çıkarılan, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, Allah’a iman eden ha’yırlı bir ümmetsiniz.”(Âl ilmrân, no)
“Siz insanlara, peygamber de size şahid olsun diye sizi vasat bir ümmet olarak  yarattık.” (Bakara,143)
İslâm, fonksiyonunu ancak bir toplumda uygulayarak gösterildiğinde icra edebilir. Yani bir topluluk tarafından yaşanması gerekir. İnsanlık, özellikle bu devirde soyut bir akideye kulak vermiyor. Günlük hayatta bu gerçeğin doğruluğunu görmüyor musunuz? Asırlardır İslâm Ümmetinin varlığı yok sayılıyor.
İslâm Ümmeti, üzerinde İslâm’ın bulunduğu bir toprak parçası değildir. Tarihin bir kesitinde atalarının, İslâm’a uygun bir sistemle yönetildiği, yaşadığı bir ulus da değildir. İslâm Ümmeti, hayatlarını, düşüncelerini, konumlarını, sistemlerini, değerlerini, Ölçülerini, kısaca herşeylerini sadece ve sadece İslâmi yöntemden alan bir insan topluluğudur. İşte bu nitelikleriyle ümmetin varlığı, bütün bir yeryüzünde Allah’ın şeriatıyla hükmetmenin sona erdiği andan itibaren yok olmuştur.


  
2576 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın